Yapı Stoku Hâlâ Büyük Risk Altında
Yapı Stoku Hâlâ Büyük Risk Altında
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası çarpıcı bir açıklama yaparak deprem gerçeği karşısında alınmayan önlemlere dikkat çekti.
Açıklamada, on binlerce yurttaşın hayatını kaybettiği büyük felaketin yalnızca anılmaması gerektiği, ihmallerin ve yanlış tercihlerin açıkça sorgulanmasının zorunlu olduğu vurgulandı.
“ Deprem Değil, İhmal Öldürüyor”
İMO Yönetim Kurulu adına açıklamayı yapan Başkan Orkun Kılıç, depremin beklenmedik bir doğa olayı değil, öngörülebilir ve etkileri azaltılabilir bir gerçek olduğunu belirtti. Açıklamada, yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok, yapı üretimindeki kalite, denetim eksikliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğu ifade edildi.
Orta Büyüklükteki Depremler Bile Büyük Yıkım Yaratıyor
Geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6 ve 6,1 büyüklüğündeki depremler ile Silivri açıklarında yaşanan 6,2’lik deprem hatırlatılarak, orta büyüklükteki sarsıntıların dahi ciddi hasarlara ve toplumsal endişeye yol açtığına dikkat çekildi. İletişim altyapısının çökmesi, toplanma alanlarının yetersizliği ve acil ulaşım sorunlarının büyük bir risk oluşturduğu vurgulandı.
Yapı Stoku Hâlâ Büyük Risk Altında
Açıklamada, Türkiye’de yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski taşıdığına işaret edilerek, özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen binaların ciddi tehdit oluşturduğu belirtildi. Son 25 yılda çıkarılan imar affı yasalarının, mühendislik hizmeti almamış yapıların yasallaşmasına yol açtığı ifade edildi.
“Milyonlarca Konut Acilen Dönüştürülmeli”
TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu raporuna atıf yapılan açıklamada, ülke genelinde 6–7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiği, yalnızca İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğu hatırlatıldı. Buna rağmen bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanterinin hâlâ oluşturulmadığı vurgulandı.
Kentsel Dönüşüm Rant Odaklı Eleştirisi
İMO, mevcut kentsel dönüşüm uygulamalarının deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmesini eleştirdi. Dönüşümün yalnızca bina yıkıp yapmak değil; zemin, nüfus yoğunluğu, ulaşım ve toplanma alanlarıyla birlikte ele alınması gereken kamusal bir planlama konusu olduğu belirtildi.
“Afet Yönetimi Depremden Önce Başlar”
Depreme hazırlığın afet sonrasına sıkıştırılmasının yanlış olduğuna dikkat çekilen açıklamada, okulların, hastanelerin ve kamu binalarının ne kadar güvenli olduğuna dair şeffaf bir bilginin kamuoyuyla paylaşılmadığı ifade edildi. Afet yönetiminin arama-kurtarma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçüldüğü vurgulandı.
Toplanma Alanları Uyarısı
Deprem toplanma alanlarının yetersizliği ve bir kısmının yapılaşmaya açılması da eleştirilen başlıklar arasında yer aldı. Toplanma alanlarının yalnızca boş alan değil; altyapısı hazır, geçici barınmaya uygun alanlar olması gerektiğinin altı çizildi.
“Afetler Kader Değildir”
Açıklamanın sonunda İMO, afetlerin kader olmadığını vurgulayarak şu çağrıda bulundu:
Ülke çapında güncel ve şeffaf yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm risk temelli bir kamu politikası haline getirilmeli, yapı üretiminin tüm aşamalarında mühendislik hizmetleri eksiksiz uygulanmalı ve sıkı denetim sağlanmalıdır.
Açıklamada, 6 Şubat’ta hayatını kaybedenlere karşı en büyük sorumluluğun, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmek olduğu ifade edildi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
