Eskişehir Konseyi kuruldu.
Vali, belediye başkanları, milletvekilleri, sanayiciler…
Şehrin tüm aktörleri aynı karede.
Amaç; Eskişehir’in sorunlarını Ankara’da çözmek.
Ulaştırma Bakanlığı’na gidildi.
Projeler anlatıldı.
Beklentiler sıralandı.
Ve o masada bir gerçek açıklandı:
Eskişehir PTT Başmüdürlüğü kaldırılıyor!
Yani şehir çözüm aramaya gittiği toplantıda, bir kurumsal kaybını öğrenmiş oldu.
+++
Bu artık tesadüf değil, olamaz…
Bu, siyasi ağırlık meselesidir.
Çünkü lobi dediğiniz şey, karar çıkmadan yapılır.
Karar çıktıktan sonra yapılan ziyaret, nezaket olur.
Eğer bir şehir, kapatılacak başmüdürlüğünü Ankara’daki toplantıda öğreniyorsa, orada temsil vardır ama etki yoktur.
+++
Aynı süreçte diğer kentlerde neler oldu ona bakalım…
Diğer şehirler aynı süreçte bölge müdürlüğü aldı.
Sivas aldı.
Elazığ aldı.
Malatya aldı.
Zonguldak aldı.
Hem de bastırdılar aldılar.
Ülkenin en iyi çalışan ilk 10 PTT’sinden birisi olan Eskişehir de Ankara’ya bağlanıyor.
Bu yüzden onlar, gelişmeleri “müjde” diye açıklarken, Eskişehir heyeti, Bakan’dan PTT’nizi kapatıyoruz lafını dinledi.
Demek ki mesele sadece merkezi hükümet değil.
Demek ki mesele, Eskişehir’in siyasal ağırlığının Ankara’da ne kadar hissedildiği.
Şehir içinde birlik fotoğrafı vermek kolay.
Zor olan, o fotoğrafın Ankara’da karşılık bulması.
+++
O yüzden PTT meselesi bir tabela kaybı değil.
Bu, karar masasında olmama, olamama meselesi.
Eskişehir büyüyor deniyor.
Sanayi artıyor deniyor.
Genç nüfus var deniyor.
Ama kamu kurumları söz konusu olduğunda şehir geriye düşüyor.
Bu noktada sorular da peşi sıra geliyor;
Eskişehir’in iktidar kanadı mı etkisiz?
Yoksa şehir olarak ortak baskı üretme refleksi mi yok?
Ve asıl soru şudur;
Eskişehir’in Ankara’da neden yıllardır küçücük bile olsa tek bir etkisi yok!
