Biraz daha sakinleştik…
Ama sahada olanları düşündükçe sinir katsayımız yine yükseliyor.
Verilmeyen net kırmızı kart…
Maçın hakeminin futbolcularımız üzerinde egosunu tatmin eder gibi tavırları…
“Atmosfer beni etkilemez” kibriyle pozisyonlara yaklaşması…
Bunları kolay unutmayacağız.
Belki de uzun süre unutamayacağız.
Çünkü maçın ardından hepimiz çok öfkeliydik.
Öfkemizi kontrol etmekte zorlandık.
İşte o öfkeyle konuşanlardan biri de Kazım Kurt oldu.
Bir yıllık emeğin çöpe gittiği, hayallerin dağıldığı gecede Başkan Kurt da öfkesini saklamadı.
Türk futbolunda futbol yerine tiyatro oynandığını başka nasıl anlatabilirdi ki?
Futbolun içindeki büyük oyunları, kirli ilişkileri, masa başlarını zaten yıllardır konuşmuyor muyuz?
İşte tam da o öfke anında; futboldaki ayak oyunlarından girdi, siyasete çıktı.
Yetmedi…
Bir yıl boyunca verilen emeğin karşılığında sahada yürüyen futbolculara da çok sert yüklendi.
“Hiç kimse Eskişehirspor’dan büyük değil” dedi.
Başka bir kadroyla yola devam edilmesi gerektiğini söyledi.
Her ne kadar bu sözler bazı kesimler tarafından “Eskişehirspor’un yerine başka takım kurulacak” şeklinde yorumlansa da, Kurt’un asıl anlatmak istediği şeyin yeni bir yapılanma olduğu açıktı.
Kaldı ki Eskişehirspor için şehirde birçok kesimi karşısına almış, bu kulübe sevgisiyle bilinen bir ismin böyle bir anlayışta olması zaten düşünülemezdi.
+++
İşin özü şu…
Hepimiz çok kızgınız...
Ve hâlâ zaman zaman o sinir harbine teslim olup sert cümleler kurabiliyoruz.
Kazım Kurt’un açıklamalarına da biraz böyle bakmak gerekiyor.
Evet…
Sertti.
Ama belki de tam olarak bu yüzden gerçekti.
Çünkü artık şunu daha net görüyoruz:
Bu şehir sadece sahadaki rakiplerle mücadele etmiyor.
Bundan sonra lobilerle, oyunlarla, kirli düzenlerle mücadele etmeyi de öğrenmek zorunda.
Bu satırları Kazım Kurt’u savunmak için yazmıyoruz.
Kendisine kızanları haksız çıkarmak için de yazmıyoruz.
Meseleye duyguyla değil, doğru yerden bakmaya çalışıyoruz.
Çünkü maçtan sonra hepimizin dili başka konuştu…
Ama o hiddet hâlâ kalbimizin bir köşesinde duruyor.
Ve bir gün…
Hepsini, herkesi yeneceğiz.

