büyükşehir fotoğraf
Sedat Aydoğan
Köşe Yazarı
Sedat Aydoğan
 

HANGİ KRAL ÇIPLAK?

YENİ Parti ilk kongrelerini tamamladı. Odunpazarı oldukça heyecanlı geçti. Diğerlerinde mevcut başkanlara rakip olacak bir cesur çıkmadı. Dün de Talat Yalaz yeniden il başkanı seçildi. Yalaz'ın karşısına da kimse çıkmadı. Belki de çıkamadı. Bilemiyoruz. Neyse... Konumuz bu kongrede yapılan bir konuşma. Konuşmayı yapan isim Milletvekili İbrahim Arslan. Mevcut sisteme bir sitem, bir sitem sormayın gitsin... Neden çarşaf liste yokmuş? Neden üyeler yönetim kurullarının belirlenmesinde de söz sahibi olamıyormuş? Neden blok liste tercih ediliyormuş? Üyeler yalnızca başkanları seçip sonra kenara çekilirse parti içinde başkanlık sistemi yaratılırmış. Hatta listeleri hazırlayanlar bile sorgulanmalıymış. Vay be! İnsan dinlerken sanır ki Sayın Arslan siyasi hayatı boyunca her makama üyelerin ve delegelerin özgür iradesiyle gelmiş. Öyle mi peki? Hadi biraz hafızamızı tazeleyip sorular soralım; Sayın Arslan milletvekili adayı olurken üyeler sandığa mı gitti? Delegeler mi karar verdi adaylığına? Üçüncü sıraya kimin yazılacağını örgüt mü belirledi? Yoksa o gün başka bir irade mi devredeydi? Madem bugün demokrasi konusunda bu kadar hassas, o gün çıkıp şöyle diyebilirdi mesela; “Hocam, beni üçüncü sıraya yazıyorsunuz ama buna üyeler karar vermedi. Delegelerin de onayı yok. Ben bu yöntemi doğru bulmuyorum. Bırakalım örgüt karar versin.” Dedi mi? Duymadık. O gün aday listesine, liste sırasına itiraz ettiğine hiç tanık olmadık. Ama bugün kürsüye çıkıp başkalarının hazırladığı listelere demokrasi dersi veriyor. İnsanın aklına ister istemez şu sorular geliyor; Demokrasi, insanın kendi adaylığı söz konusu olduğunda da aynı kararlılıkla savunulmaz mı? Kendi adaylık sürecinde sorun edilmeyen yöntemler, başkalarının yönetim listesi hazırlanırken neden birden demokrasi meselesine dönüşüyor? Beri yandan... Sayın Arslan'ın çarşaf liste istemesi de gayet doğal. Eleştirmesi de hakkı. Fakat siyasetçinin inandırıcılığı, başkalarından istediği ilkeleri kendisi için de savunmasıyla ölçülür. İşine geldiğinde susup, işine gelmediğinde demokrasi nutku atmakla olmaz bu işler. Kongrede ne diyordu Sayın Arslan? “Kral çıplak!” İyi de Sayın Arslan... Başkalarının üzerindekini görmek kolay. Asıl mesele, insanın kendi siyasi geçmişine de aynı gözle bakabilmesi. Bunu başardığınızda hangi kralın çıplak olduğunu çok daha net görebilirsiniz...  
Ekleme Tarihi: 26 Ekim 2026 -Pazartesi
Sedat Aydoğan

HANGİ KRAL ÇIPLAK?

YENİ Parti ilk kongrelerini tamamladı.

Odunpazarı oldukça heyecanlı geçti.

Diğerlerinde mevcut başkanlara rakip olacak bir cesur çıkmadı.

Dün de Talat Yalaz yeniden il başkanı seçildi.

Yalaz'ın karşısına da kimse çıkmadı.

Belki de çıkamadı.

Bilemiyoruz.

Neyse...

Konumuz bu kongrede yapılan bir konuşma.

Konuşmayı yapan isim Milletvekili İbrahim Arslan.

Mevcut sisteme bir sitem, bir sitem sormayın gitsin...

Neden çarşaf liste yokmuş?

Neden üyeler yönetim kurullarının belirlenmesinde de söz sahibi olamıyormuş?

Neden blok liste tercih ediliyormuş?

Üyeler yalnızca başkanları seçip sonra kenara çekilirse parti içinde başkanlık sistemi yaratılırmış.

Hatta listeleri hazırlayanlar bile sorgulanmalıymış.

Vay be!

İnsan dinlerken sanır ki Sayın Arslan siyasi hayatı boyunca her makama üyelerin ve delegelerin özgür iradesiyle gelmiş.

Öyle mi peki?

Hadi biraz hafızamızı tazeleyip sorular soralım;

Sayın Arslan milletvekili adayı olurken üyeler sandığa mı gitti?

Delegeler mi karar verdi adaylığına?

Üçüncü sıraya kimin yazılacağını örgüt mü belirledi?

Yoksa o gün başka bir irade mi devredeydi?

Madem bugün demokrasi konusunda bu kadar hassas, o gün çıkıp şöyle diyebilirdi mesela;

“Hocam, beni üçüncü sıraya yazıyorsunuz ama buna üyeler karar vermedi. Delegelerin de onayı yok. Ben bu yöntemi doğru bulmuyorum. Bırakalım örgüt karar versin.”

Dedi mi?

Duymadık.

O gün aday listesine, liste sırasına itiraz ettiğine hiç tanık olmadık.

Ama bugün kürsüye çıkıp başkalarının hazırladığı listelere demokrasi dersi veriyor.

İnsanın aklına ister istemez şu sorular geliyor;

Demokrasi, insanın kendi adaylığı söz konusu olduğunda da aynı kararlılıkla savunulmaz mı?

Kendi adaylık sürecinde sorun edilmeyen yöntemler, başkalarının yönetim listesi hazırlanırken neden birden demokrasi meselesine dönüşüyor?

Beri yandan...

Sayın Arslan'ın çarşaf liste istemesi de gayet doğal.

Eleştirmesi de hakkı.

Fakat siyasetçinin inandırıcılığı, başkalarından istediği ilkeleri kendisi için de savunmasıyla ölçülür.

İşine geldiğinde susup, işine gelmediğinde demokrasi nutku atmakla olmaz bu işler.

Kongrede ne diyordu Sayın Arslan?

“Kral çıplak!”

İyi de Sayın Arslan...

Başkalarının üzerindekini görmek kolay.

Asıl mesele, insanın kendi siyasi geçmişine de aynı gözle bakabilmesi.

Bunu başardığınızda hangi kralın çıplak olduğunu çok daha net görebilirsiniz...

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bsnmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.