Ticaret Borsasında yerleşik bir yönetim vardı.
12 yıllık ve “asla yıkılmaz” sanılan bir yönetim.
Ahmet Oğuz, ekibiyle o düzeni nihayet bozdu.
Aynı yapı Ticaret Odasında da mevcut.
Peki oradaki düzen yıkılır mıydı?
Bilemeyiz ama imkânsız da değilmiş!
Anlatalım...
Meslektaşım Cihan Yıldırım, Eskişehir.net’teki bugünkü yayınında Borsa seçimlerinin sonuçlarını yorumladı.
Dedi ki:
“Ahmet Oğuz’un seçim kampanyası, bundan sonra seçime girecek herkes tarafından incelenmeli!”
Yani “Seçim nasıl kazanılır?” dersi almak isteyenlere çağrıda bulundu.
Meslektaşıma göre Oğuz’un sakinliği, rakibine olan saygısı ve beyefendiliği, yılların yönetimini değiştiren önemli unsurlardan biriydi.
İşte bu yüzden mutlaka incelenmeli.
Ben de katılıyorum.
Hatta işi biraz daha genişletiyorum.
Ahmet Oğuz’un seçim kampanyasından çok kısa bir süre önce başka bir ismin seçim kampanyası vardı.
Evet, Cevahir Çalıkuşu.
Ne yaptı Çalıkuşu?
Sakin kaldı.
Sakin kaldıkça karşı taraf gerginleşti.
Gerginleşen karşı taraf hata yaptı.
Sakinliğini ve sabrını koruyan Çalıkuşu ise etrafındaki kitleyi her geçen gün büyüttü.
Ahmet Oğuz’un çalışmalarına ne kadar benziyor değil mi?
Hatta…
Tıpa tıp benzerlikler var.
Sonuç şu:
Ahmet Oğuz, yerleşik yapıyı yendi.
Cevahir Çalıkuşu ise çok kısa bir sürede yılların teşkilat deneyimine sahip isimleri geride bıraktı.
Gelelim yazımızın baş tarafına...
Ticaret Odasında da adaylı bir seçim olsaydı ne olurdu?
Buna yanıt aramak için Cevahir Çalıkuşu ve Ahmet Oğuz’un başardıklarına bakabiliriz.
Ve şu sonucu kolayca söyleyebiliriz:
İyi bir seçim kampanyası...
Mantığın öne çıktığı söylemler...
Rakiple uğraşmak yerine kendi işine bakan bir ekip...
Ve en önemlisi;
Sessiz, sakin ve seviyeli bir propaganda dönemi.
Bunu yapabilecek düzeyde, toplumda karşılığı olan ve güçlü bir ekibe sahip bir isim, ETO’daki yerleşik yapıyı da yenebilirmiş.
O yüzden yazımızın başlığını yineleyelim:
AH MURAT ÖZCAN AH!