Bir araba firması gelsin, arazi verelim, şehirden 5 bin kişiyi istihdam etsin.
Veyahut bir tekstil firması fabrika kursun, 3 bin kişi ekmek yesin.
Ne kadar üretim çeşidi varsa yapalım.
Dört tarafı kapalı büyük bir bina kuralım, içinde üretim yapalım.
Büyük sanayi alanları oluşturalım.
Bunlar sanayide uzun yıllar boyunca kabul gören görüşlerdi.
Bu noktada bir zamanlar Eskişehir’le baş başa olan Bursa, bütün bunları fazlasıyla yaptı.
Devasa bir sanayi kurdu.
Şehir de sanayiyle birlikte büyüdü.
Bursa, aradan geçen yıllar içerisinde Eskişehir’i solladı geçti.
Eskişehir bugün Türkiye’nin önemli sanayi kentlerinden biri olmayı başarsa da Bursa’nın oldukça gerisinde kaldı.
Lakin!
Artık sanayileşme denildiğinde yalnızca fabrika binalarından, büyük arazilerden ve binlerce kişilik istihdamdan söz etmiyoruz.
Çünkü oyunun kuralları değişiyor.
ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın Eskişehir sanayisinin 2030 vizyonunu anlattığı toplantıda aklıma tam da bu takıldı.
Kesikbaş çok iddialı bir cümle kurdu:
“Artık Bursa ile yarış yeni başlıyor.”
Peki neden?
Çünkü artık bir bilgisayarını alıp Eskişehir’e gelen tek bir kişi bile bir fabrika.
“O çocuklara kapımız ardına kadar açık” diyor Kesikbaş.
Çünkü sanayide artık ileri teknolojilerin dönemi başlıyor.
İnovasyon vadisi, veri merkezleri ve yeni nesil teknoloji yatırımlarıyla Eskişehir’i klasik sanayi kentinden çıkarıp teknoloji sanayi kentine dönüştürmek mümkün.
Yeni çağın sanayisi tam da bu.
Ve Kesikbaş’a göre Eskişehir bu yeni dönemde Bursa’yı yakalayabilir, hatta geçebilir.
Ama burada çok önemli bir şey söylüyor:
“Bunu sadece sanayicinin konuşmasıyla yapamayız.”
Kesikbaş, Eskişehir’in teknoloji kenti olması için ortaya bir vizyon koyuyor ama bunun bütün şehir tarafından sahiplenilmesini istiyor.
Yani mesele sadece ESO’nun, sanayicinin, fabrikaların meselesi değil.
1 milyon Eskişehirlinin meselesi.
Çünkü Kesikbaş’ın 2030’da gördüğü Eskişehir’de şehirden kaçan çocuklar yok.
Şehirde kalan, fikir üreten, teknoloji geliştiren gençler var.
Bence asıl konuşmamız gereken de tam olarak bu.
Bursa geçmişte büyük fabrikalar kurarak Eskişehir’in önüne geçti.
Belki de Eskişehir’in Bursa’yı yakalaması için artık Bursa’nın yaptığı şeyi tekrar etmesine gerek yok.
Yeni bir oyun kuruluyor.
Ve o oyunda Eskişehir’in elinde çok önemli bir avantaj var:
Nitelikli insan.
Şimdi mesele, o insanı bu şehirde tutabilmek ve onun fikrini ürüne dönüştürebilmek.
Kesikbaş’ın ortaya koyduğu 2030 vizyonu tam da bunu söylüyor.
Umarım kenti yöneten, kentte söz sahibi olan ve bu şehir için sorumluluk taşıyan herkes, Eskişehir’e bu pencereden bakar.
Çünkü Bursa ile yarış gerçekten şimdi başlıyor.