Sedat Aydoğan
Köşe Yazarı
Sedat Aydoğan
 

AYŞE ÜNLÜCE'NİN SESSİZ GÜCÜ

Ayşe Ünlüce'nin siyasi yolculuğunu yalnızca Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Çünkü Ünlüce, Yılmaz Büyükerşen'den devraldığı makamda zaman içerisinde kendisine özgü bir siyasi üslup geliştirdi. Üstelik bunu, geçmişten gelen siyasi alışkanlıkların ve parti içi dengelerin kolay değişmediği bir ortamda yaptı. Biliyorsunuz; Eskişehir siyaseti, özellikle parti içi çekişmelerin zaman zaman açık tartışmalara dönüştüğü uzunca dönemlere tanıklık etti. Farklı görüşlerin çatışması, kişisel anlaşmazlıkların siyasi gündemin önüne geçmesi, yıllarca konuşulan meseleler arasındaydı. Benim gözlemim, Ayşe Ünlüce'nin bu alışkanlıklardan farklı bir siyasi yol izlediği yönünde. Polemiklere girmek yerine diyaloğu tercih ediyor. Ancak gerektiğinde tavrını açıkça ortaya koymaktan da kaçınmıyor. Ne zaman konuşacağını, ne zaman bekleyeceğini ve hangi konuda nasıl bir tutum geliştireceğini dikkatle değerlendiriyor. Dinliyor, gözlemliyor, acele karar vermiyor. Farklı görüşlere kulak veriyor ama son sözü kendi iradesiyle söylüyor. Bence Ünlüce'nin siyasi üslubunu farklılaştıran önemli noktalardan biri bu. Daha da önemlisi, bu yaklaşımın yalnızca kişisel ilişkilerinde değil, parti içindeki siyasi atmosferde de karşılık bulduğunu düşünüyorum. Yıllarca iç çekişmelerin ve zaman zaman açık kavgaların konuşulduğu bir siyasi ortamda, daha sakin bir dilin öne çıkması küçümsenecek bir değişim değil. Ünlüce'nin benimsediği üslup, Yeni Parti'nin Eskişehir'de daha sakin bir siyasi çizgi izlemesine de katkı sağladı. Hatta geçmişte alışılmış olan sert çekişme ve kavga siyasetinin, parti tabanında eskisi kadar karşılık bulmadığı izlenimini ediniyorum! Elbette siyasi anlaşmazlıklar ortadan kalkmış değil. Zaten farklı görüşlerin bulunması siyasetin doğasında var. Önemli olan, bu farklılıkların kişisel mücadelelere dönüşmeden yönetilebilmesi. Ayşe Ünlüce'nin siyasi konumunu değerlendirirken parti genel merkeziyle ilişkilerine de bu açıdan bakıyorum. Son dönemde üstlendiği sorumlulukların, kendisine duyulan güvenin arttığına işaret ettiğini düşünüyorum. Bu güvenin giderek güçlenmesini, yazının başından beri üzerinde durduğum siyaset yapma biçiminden bağımsız görmüyorum. Çünkü siyasi ağırlık kazanmanın tek yolu, sürekli gündemde olmak, her tartışmada taraf olmak ya da sesini herkesten fazla yükseltmek değildir. İşte bu yüzden Ayşe Ünlüce'nin sessizliği, siyasette geri planda kaldığı anlamına gelmiyor. Belki de Eskişehir siyasetinde bugün üzerinde düşünülmesi gereken asıl mesele şu: Siyasi ağırlık kazanmak için mutlaka kavga etmek mi gerekiyor? Yoksa güven oluşturarak kavga siyasetini etkisizleştirmek de mümkün mü? Öyle görünüyor ki, bu da mümkünmüş! Tıpkı bugün Ayşe Ünlüce'nin yaptığı, belki de daha doğru bir ifadeyle başardığı gibi...
Ekleme Tarihi: 06 Kasım 2026 -Cuma
Sedat Aydoğan

AYŞE ÜNLÜCE'NİN SESSİZ GÜCÜ

Ayşe Ünlüce'nin siyasi yolculuğunu yalnızca Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı üzerinden değerlendirmek eksik kalır.

Çünkü Ünlüce, Yılmaz Büyükerşen'den devraldığı makamda zaman içerisinde kendisine özgü bir siyasi üslup geliştirdi.

Üstelik bunu, geçmişten gelen siyasi alışkanlıkların ve parti içi dengelerin kolay değişmediği bir ortamda yaptı.

Biliyorsunuz; Eskişehir siyaseti, özellikle parti içi çekişmelerin zaman zaman açık tartışmalara dönüştüğü uzunca dönemlere tanıklık etti.

Farklı görüşlerin çatışması, kişisel anlaşmazlıkların siyasi gündemin önüne geçmesi, yıllarca konuşulan meseleler arasındaydı.

Benim gözlemim, Ayşe Ünlüce'nin bu alışkanlıklardan farklı bir siyasi yol izlediği yönünde.

Polemiklere girmek yerine diyaloğu tercih ediyor.

Ancak gerektiğinde tavrını açıkça ortaya koymaktan da kaçınmıyor.

Ne zaman konuşacağını, ne zaman bekleyeceğini ve hangi konuda nasıl bir tutum geliştireceğini dikkatle değerlendiriyor.

Dinliyor, gözlemliyor, acele karar vermiyor.

Farklı görüşlere kulak veriyor ama son sözü kendi iradesiyle söylüyor.

Bence Ünlüce'nin siyasi üslubunu farklılaştıran önemli noktalardan biri bu.

Daha da önemlisi, bu yaklaşımın yalnızca kişisel ilişkilerinde değil, parti içindeki siyasi atmosferde de karşılık bulduğunu düşünüyorum.

Yıllarca iç çekişmelerin ve zaman zaman açık kavgaların konuşulduğu bir siyasi ortamda, daha sakin bir dilin öne çıkması küçümsenecek bir değişim değil.

Ünlüce'nin benimsediği üslup, Yeni Parti'nin Eskişehir'de daha sakin bir siyasi çizgi izlemesine de katkı sağladı.

Hatta geçmişte alışılmış olan sert çekişme ve kavga siyasetinin, parti tabanında eskisi kadar karşılık bulmadığı izlenimini ediniyorum!

Elbette siyasi anlaşmazlıklar ortadan kalkmış değil.

Zaten farklı görüşlerin bulunması siyasetin doğasında var.

Önemli olan, bu farklılıkların kişisel mücadelelere dönüşmeden yönetilebilmesi.

Ayşe Ünlüce'nin siyasi konumunu değerlendirirken parti genel merkeziyle ilişkilerine de bu açıdan bakıyorum.

Son dönemde üstlendiği sorumlulukların, kendisine duyulan güvenin arttığına işaret ettiğini düşünüyorum.

Bu güvenin giderek güçlenmesini, yazının başından beri üzerinde durduğum siyaset yapma biçiminden bağımsız görmüyorum.

Çünkü siyasi ağırlık kazanmanın tek yolu, sürekli gündemde olmak, her tartışmada taraf olmak ya da sesini herkesten fazla yükseltmek değildir.

İşte bu yüzden Ayşe Ünlüce'nin sessizliği, siyasette geri planda kaldığı anlamına gelmiyor.

Belki de Eskişehir siyasetinde bugün üzerinde düşünülmesi gereken asıl mesele şu:

Siyasi ağırlık kazanmak için mutlaka kavga etmek mi gerekiyor?

Yoksa güven oluşturarak kavga siyasetini etkisizleştirmek de mümkün mü?

Öyle görünüyor ki, bu da mümkünmüş!

Tıpkı bugün Ayşe Ünlüce'nin yaptığı, belki de daha doğru bir ifadeyle başardığı gibi...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bsnmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.