Bakın size bir tespit yapayım.
Geçmişte seçime doğru giden AK Parti’de ne yaşandıysa,
Bugün yine seçime doğru giderken aynı tablo yaşanıyor.
Sanki geçmişin kopyasını bugüne yapıştırmışlar.
Özellikle milletvekilleri arasındaki ayrışma;
Vekillerle teşkilatlar arasındaki bağların kopma noktasına gelmesi…
Yapılan birkaç doğrunun da üzerini örtmeye yetiyor.
Bugün tek farklı olan şey; isimler.
Vekiller değişmiş, teşkilatları yönetenler değişmiş.
Ama tablo aynı.
+++
Peki, şehre dair gündem değişmiş mi?
10 yıl önce ilçelere ulaşım yoktu, bugün de yok.
10 yıl önce Afyon’a Kırka üzerinden gidemiyorduk, bugün de gidemiyoruz.
10 yıl önce çevreyolumuz yoktu, bugün de yok.
10 yıl önce uçak inmiyordu, bugün de inmiyor.
10 yıl önce limana bağlanamıyorduk, bugün de bağlanamıyoruz.
10 yıl önce termal yatırımlar gelmiyordu, bugün de gelmiyor.
10 yıl önce hangi beklenti varsa,
Bugün de aynı beklenti masada duruyor.
+++
O yüzden bu noktada AK Parti’de siyaset yapanlar ne kendisini kandırsın ne de halka umut pazarlasın.
Çünkü herkes biliyor ki;
İlçe yollarının bitmesi uzun yıllar alacak.
Afyon’a Seyitgazi yolundan gitmeye yıllar sonra cesaret edeceğiz.
Alpu ve Sarıcakaya yolları korkutmaya uzun süre daha devam edecek.
Liman bağlantısı projesinin bitimi yılları bulacak.
Uçaklar daha uzun yıllar Eskişehir’e inmeyecek.
Ve herkesin dilinden düşmeyen o çevreyolu…
Ne Eskişehir’in önümüzdeki on yıllar boyunca bir çevreyolu olacak,
Ne de kente vaat edilen Bursa–Ankara otoyol projesinin (bitse bile) Eskişehir’e somut bir faydası dokunacak.
+++
Liste uzar gider.
Tüm bunları yazmamdaki sebebi en başta söyledim.
En sonda söylenmesi gerekeni en başta söyledim yani…
Dün AK Parti şehirde siyaseten hangi noktadaysa,
Bugün de noktası virgülüne kadar aynı yerde!
İç çekişmeler aynı, sorunlar kronik, her kente zaten yapılan devlet yatırımlarıyla yol almaya çalışan, CHP’li belediyeleri eleştirerek gündemde kalmaya çalışan
ve bu şekilde kentte tutunmaya çalışan koskoca bir iktidar partisi…
Tam bir dejavu!
Üstelik bu kendini tekrar eden hikâyenin sonunu da hepimiz biliyoruz.
İşin en kötüsü de bu zaten.
