Geçtiğimiz günlerde meslektaşım Soner Yüksel de bu konuya değindi. Aslında pek çok detaya değindi ama ben de birkaç şey söylemeden edemem...
Konumuz Ticaret Borsası seçimleri.
Seçimlerin önümüzdeki sonbaharda yapılması bekleniyor.
Yüksek olasılıkla TOBB’a bağlı oda ve borsaların seçimleri bir sonraki seneye bırakılacak.
Genel görüş bu yönde.
Her ne kadar seçimlere daha çok varmış gibi görünse de hazırlıkların başladığı da ortada...
Lakin!
Ticaret Borsası seçimleri bu kez olağan dışı bir sürece sahne olacak gibi görünüyor.
Olağan dışılığın sebebi ise Başkan Ömer Zeydan’ın yaşadığı talihsiz rahatsızlık.
Çok şükür ki yoğun bir tedavi sürecinin ardından yeniden aramıza döndü.
Söz konusu rahatsızlık yaşanmasaydı yeniden aday olması zaten kesin gibi görünüyordu.
Hatta belki de ilk kez ciddi bir rakiple karşı karşıya gelecekti.
Kulağımıza gelen bilgilere göre ESO Yönetim Kurulu Üyesi, şehrin tanınan ve önemli isimlerinden Güven Erdoğan da bu yarışa hazırlanıyordu.
En azından böyle bir mücadele için çalışma yürüttüğünü duyuyorduk.
Ancak yine edindiğimiz bilgilere göre Güven Erdoğan, Başkan Ömer Zeydan’ın sağlık sürecinin ardından "etik olmaz" diyerek tüm çalışmalarını rafa kaldırdı.
Tam bir Eskişehirlilik, tam bir vefa ve tam bir dürüstlük duruşu sergiledi.
Gelin görün ki tüm bu gelişmelerin ortasında muhalif kanadın Ahmet Oğuz’u aday olarak açıklamaya hazırlandığı konuşuluyor.
İşte bu gelişmenin Ticaret Borsası çevrelerinde ciddi bir rahatsızlık yarattığını söylemek mümkün.
Bir tarafta ağır bir sağlık süreci geçiren Ömer Zeydan, bir tarafta Güven Erdoğan’ın herkesin takdirini kazanan tavrı, diğer tarafta ise tüm bunlardan siyasi ya da kurumsal bir fırsat çıkarmaya çalışan bir ekip...
+++
Sonuç olarak söyleyeceğim şudur;
Bir kurumun seçiminde elbette herkes aday olabilir, herkes yarışabilir.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak mesele sadece aday olmak değil, zamanlamayı ve vicdanı da doğru okuyabilmektir.
Bugün Ticaret Borsası çevrelerinde konuşulan rahatsızlığın nedeni de tam olarak budur.
Çünkü Eskişehir rekabeti sever ama fırsatçılığı asla sevmez.
Yarışmayı takdir eder ama zor zamanları siyasi ya da kurumsal hesaplara dönüştürmeyi hoş karşılamaz.
Belki seçimlere daha aylar var.
Belki bugün konuşulanların hiçbiri sandığa aynı şekilde yansımayacak.
Ancak şimdiden görünen bir gerçek var ki; bu süreçte insanlar adayların isimlerinden çok sergiledikleri duruşları not ediyor.
Ve bazen seçimleri kazandıran da tam olarak o duruş oluyor.
Söylemeden edemedim...

