Siyasette bazı dönemler vardır...
O dönemlerde yapılan açıklamalar, atılan imzalar, verilen demeçler ve kurulan cümleler kadar, insanların hangi tarafta durduğu da önem kazanır.
Çünkü zaman geçer.
Gündem değişir.
Tartışmalar unutulur.
Ama zor zamanlarda kimin hangi tavrı aldığı unutulmaz!
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaşadığı süreç de tam olarak böyle bir dönemdir.
Bir yanda milyonlarca üyenin ve delegelerin iradesiyle ortaya çıkan değişim süreci, diğer yanda bu iradeyi farklı yöntemlerle tartışmaya açmaya çalışan girişimler...
Bir yanda örgütün sözü, diğer yanda örgütün yerine karar vermeye çalışan anlayışlar...
++++
Demokrasinin en temel ilkesi, iradenin sandıkta tecelli etmesidir.
Sandıkta ortaya çıkan sonucun beğenilip beğenilmemesi ayrı bir konudur.
Ancak demokratik kültürün gereği, ortaya çıkan sonuca saygı duymaktır!
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultayında da delegeler tercihlerini ortaya koymuş, bir irade oluşturmuş ve partinin yönetimini belirlemiştir.
Bugün yapılması gereken, bu iradeye sahip çıkmaktır.
+++
Eskişehir'de son günlerde yaşanan gelişmeler de bu açıdan dikkat çekicidir.
Partinin seçilmiş il başkanı Talat Yalaz'ın öncülüğünde çok sayıda delege, belediye başkanı, meclis üyesi ve parti emektarı açık bir tavır ortaya koymuştur.
Bu tavır herhangi bir kişiye ya da makama bağlılık değil, örgüt iradesine sahip çıkma tavrıdır.
Çünkü CHP'de asıl güç kişilerden değil, örgütlerden gelir.
Örgütü yok sayan hiçbir anlayışın uzun vadede başarılı olması mümkün değildir.
Bugün verilen mücadele de aslında bir isim mücadelesi değildir.
Bu mücadele, siyasetin hangi yöntemlerle yapılacağına ilişkin bir tercihtir.
Sandıkla mı?
Yoksa başka yollarla mı?
Örgütün sözüyle mi?
Yoksa örgütün yerine karar vermeye çalışanlarla mı?
İşte tarihin kaydettiği nokta tam da burasıdır.
+++
Yıllar sonra kimsenin aklında bugünkü tartışmaların bütün ayrıntıları kalmayacak.
Ancak demokrasiye sahip çıkanlar, örgüt iradesinin yanında duranlar haturlanacak...
Çünkü tarih, insanların ne kazandığını değil, hangi değerleri savunduğunu yazar.
Bu yüzden bazen önemli olan sonucun ne olacağı değildir.
Önemli olan, süreç içerisinde hangi ilkelerin yanında durduğunuzdur.
“Kuvvetli rüzgârların estiği dönemlerde yön değiştirmek kolaydır.
Asıl mesele, rüzgârın şiddetine göre değil, inandığınız değerlere göre hareket edebilmektir!”
Siyasette karakter de tam olarak böyle zamanlarda ortaya çıkar.
Bugün herkes kendi tercihini yapıyor.
Kimileri hesapların yanında duruyor.
Kimileri makamların yanında.
Kimileri ise demokrasinin, örgüt iradesinin ve değişim talebinin yanında...
Tarih de her zamanki gibi sessizce notunu alıyor.
Çünkü gün gelir tartışmalar biter.
Ama tarihin doğru yerinde duranlar hep hatırlanır.
Bizden söylemesi...