AK Parti kurulalı 25 yılı geçti.
Biz de kuruluşundan bu yana Eskişehir’de adım adım takip ettik.
Osman Yüksel’le başlayan serüven…
Şehre damga vurmuş isimler…
Kişisel ikbalini bir kenara bırakıp partiyi zirveye taşımak için mücadele eden kadrolar…
Hepsini gördük.
Ama şunu da gördük…
Partinin düştüğü dönemler oldu.
Halkla bağ kuramayan yöneticiler çıktı.
Algıyı üretemeyenler, yönetemeyenler oldu.
Siyaset-halk uyumunu yakalayamayanlar sahne aldı.
Parti içi çekişmelerle enerjisini tüketen dönemler yaşandı.
Lakin!
AK Parti tarihinde Eskişehir’in bu denli boş bırakıldığı bir sürece hiç tanık olmadık!
Öyle ya;
Sırtını genel merkeze yaslayıp, “Ne de olsa işim garanti” diyenlerin varlığına tanıklık ettiğimiz bir zamandan geçiriyoruz.
Bırakın halka inen projeler üretip içinde olmayı, var olanlara bile katılmayanları görüyoruz.
Protokol ziyaretlerinin bile artık önemsenmediği bir süreçten geçiyoruz.
Bir araya gelmekten, birlikte görünmekten imtina eden yöneticilerin olduğu günleri yaşıyoruz.
+++
AK Parti’nin doğru politikalar üretemediği zamanlarda hep uyardık.
Bununla ilgili çok yazılar yazdık.
AK Parti cenahında bu yüzden bizi düşman belleyenler oldu.
Gelinen noktada, “Bakın böyle giderseniz, kırsal da gider” diye uyardığımız o süreçlerin ardından haklı çıkan biz olduk.
O yüzden yeniden yazalım…
AK Parti adına Eskişehir’de gidişat çok da iyi değil!
Buna karşılık, merkezi zaten konsolide etmiş Ünlüce’nin kırsalda da her geçen gün yerini sağlamlaştırdığını net biçimde görüyoruz.
Kırsaldaki başkanlarla uyumlu bir çalışma ve hizmet ağı kurulduğunu fark ediyoruz.
Yani bir tarafta kentin tümünde zirveye ulaşmış Ayşe Başkan ve ekibi varken;
Buna karşılık ortalıkta hiç görünmeyen bir AK Parti var.
O yüzden bir kez daha uyarıp tarihe not düşelim.
Bu gidişatın sonu bugün yüzde 90’ının kaptırıldığı şehrin tamamının CHP’ye teslimidir.
Belki yine birileri bizi düşman belleyecek ama biz gördüğümüzü yine yazalım…
Belki bir silkenişe, bir özeleştiriye vesile oluruz.
