sezerler
Sedat Aydoğan
Köşe Yazarı
Sedat Aydoğan
 

CHP’DE SONUNU BİLDİĞİMİZ BİR FİLM OYNANIYOR YİNE!

Genel seçimler öncesine dönelim. AK Parti Genel Merkezi liste çalışması yapıyor. Eskişehir’den gelenleri dinliyor. Nedense her gelen, kendisinden önce geleni şikâyet ediyor. Ardından da en layık adayın kendisi olduğunu anlatıyor. Genel Merkez şunu görüyor: “Eskişehir’de kişiler arası çekişme üst seviyede!” Ve çözüm olarak diyor ki: “Kimseyi kırmayalım, seçilecek yerlere kontenjan aday gönderelim.” Böylece parti içi hizipleşmenin bedelini, Eskişehirliler dışarıdan gelen adaylarla ödüyor. +++ CHP’de tablo Ankara boyutunda değil, yıllarca “Yılmaz Hoca” ekseninde yürüdü. Aday olmak isteyenler genel merkezin değil, Hoca’nın kapısını çaldı. AK Partililerin yaptığı gibi birbirini şikâyet etti. Gelen gidene, giden gelene çelme takmaya çalıştı. Yılmaz Hoca da benzer bir yöntem izledi: “En iyisi listeleri kendi çevremden yazayım, kimse darılmasın.” Ve tuttu. Seçim öncesi birbirini yiyen o CHP’liler, liste açıklandığında “En büyük aday bizim aday” diyerek meydanları doldurdu. İşin trajikomik tarafı da hep bu oldu. +++ Gelelim bugüne. AK Parti’de değişen çok şey yok. Birbirini görünce bir kaşık suda boğacak kadar öfke taşıyanlar var. Ama konumuz AK Parti değil. CHP yine hareketli. Hele Yılmaz Hoca siyaseti bırakınca, “Bir yerden tuttururuz” diyenler ortaya çabuk çıktı. Gruplaşmalar başladı. Hedefte teşkilat yöneticileri var! Gündeme gelmeye çalışan birinin yazdıklarını bile ciddiye alıp sırf şov için açıklama yapanlar türedi iyi mi! Kongre öncesi bir üye yapmayı beceremeyenler, hem partiyi hem şehri yönetmeye talip. Elle tutulur tek tarafı bile yok. +++ Bir de ön seçim meselesi var… Şehrin dört bir yanında “ön seçim davulu” çalıyor. Özgüven tavan. Hâkim huzurunda sandık konsa ilk üçe girecekler bu arkadaşlar! Mahallesinde delege olamayan, partinin sandığından vekil adayı çıkacağını düşünüyor. Ve bu özgüvenle veryansın edip dikkat çekmeye çalışmaya devam ediyorlar. +++ Peki, yarın ne olacak? Yarın liste belirleyici Yılmaz Hoca olmayacak. Ama partinin elbette üst organları var. Genel Merkez var. Genel Başkan var. En önemlisi bu şehrin bir Şehrül Emin’i ve İl Başkanı var. CHP’nin yereldeki ve geneldeki organları olması gereken listeyi yapacak. Geri kalanına yine o listeyi alkışlamak düşecek. Bunu bilmiyor muyuz? Elbette biliyoruz. O yüzden bugün yaşananları ne fazla ciddiye alıyoruz ne de heyecanlanıyoruz. Çünkü bu işlere soyunanların ve bu işlerin sonunu şehrin hafızasından dolayı çok iyi biliyoruz.
Ekleme Tarihi: 20 Şubat 2026 -Cuma
Sedat Aydoğan

CHP’DE SONUNU BİLDİĞİMİZ BİR FİLM OYNANIYOR YİNE!

Genel seçimler öncesine dönelim.

AK Parti Genel Merkezi liste çalışması yapıyor.
Eskişehir’den gelenleri dinliyor.

Nedense her gelen, kendisinden önce geleni şikâyet ediyor.
Ardından da en layık adayın kendisi olduğunu anlatıyor.

Genel Merkez şunu görüyor:
“Eskişehir’de kişiler arası çekişme üst seviyede!”

Ve çözüm olarak diyor ki:
“Kimseyi kırmayalım, seçilecek yerlere kontenjan aday gönderelim.”

Böylece parti içi hizipleşmenin bedelini, Eskişehirliler dışarıdan gelen adaylarla ödüyor.

+++

CHP’de tablo Ankara boyutunda değil, yıllarca “Yılmaz Hoca” ekseninde yürüdü.

Aday olmak isteyenler genel merkezin değil, Hoca’nın kapısını çaldı.
AK Partililerin yaptığı gibi birbirini şikâyet etti.
Gelen gidene, giden gelene çelme takmaya çalıştı.

Yılmaz Hoca da benzer bir yöntem izledi:
“En iyisi listeleri kendi çevremden yazayım, kimse darılmasın.”

Ve tuttu.

Seçim öncesi birbirini yiyen o CHP’liler, liste açıklandığında “En büyük aday bizim aday” diyerek meydanları doldurdu.

İşin trajikomik tarafı da hep bu oldu.

+++

Gelelim bugüne.

AK Parti’de değişen çok şey yok.
Birbirini görünce bir kaşık suda boğacak kadar öfke taşıyanlar var.

Ama konumuz AK Parti değil.

CHP yine hareketli.
Hele Yılmaz Hoca siyaseti bırakınca, “Bir yerden tuttururuz” diyenler ortaya çabuk çıktı.

Gruplaşmalar başladı.
Hedefte teşkilat yöneticileri var!

Gündeme gelmeye çalışan birinin yazdıklarını bile ciddiye alıp sırf şov için açıklama yapanlar türedi iyi mi!

Kongre öncesi bir üye yapmayı beceremeyenler, hem partiyi hem şehri yönetmeye talip.

Elle tutulur tek tarafı bile yok.

+++

Bir de ön seçim meselesi var…

Şehrin dört bir yanında “ön seçim davulu” çalıyor.

Özgüven tavan.

Hâkim huzurunda sandık konsa ilk üçe girecekler bu arkadaşlar!

Mahallesinde delege olamayan, partinin sandığından vekil adayı çıkacağını düşünüyor.

Ve bu özgüvenle veryansın edip dikkat çekmeye çalışmaya devam ediyorlar.
+++

Peki, yarın ne olacak?

Yarın liste belirleyici Yılmaz Hoca olmayacak.
Ama partinin elbette üst organları var.
Genel Merkez var.
Genel Başkan var.
En önemlisi bu şehrin bir Şehrül Emin’i ve İl Başkanı var.

CHP’nin yereldeki ve geneldeki organları olması gereken listeyi yapacak.
Geri kalanına yine o listeyi alkışlamak düşecek.

Bunu bilmiyor muyuz?

Elbette biliyoruz.

O yüzden bugün yaşananları ne fazla ciddiye alıyoruz ne de heyecanlanıyoruz.

Çünkü bu işlere soyunanların ve bu işlerin sonunu şehrin hafızasından dolayı çok iyi biliyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bsnmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.